Okula Uyum Gözyaşıyla Ölçülmez!

Yakın Doğu Üniversitesi Yeniboğaziçi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, okulun ilk döneminde görülen ağlama ve ebeveynden ayrılmak istememe gibi tepkilerin her zaman bir uyum sorununun göstergesi olmadığını vurgulayarak, “Okula uyum, çocuğun hiç ağlamaması değil; ağlasa da güvende olduğunu öğrenmesidir” dedi.

Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar için yeni bir dönem başlarken, pek çok ebeveyn de okul kapısında benzer kaygılar yaşıyor. Yeni bir sınıf, yeni arkadaşlar, yeni yetişkinler ve yeni kuralların yanı sıra çocuğun kendisini güvende hissettiği kişiden bir süreliğine ayrılması, okulun ilk günlerini önemli bir uyum sürecine dönüştürüyor.

Özellikle okul kapısında annesinin ya da babasının elini bırakmak istemeyen, ağlayan veya sınıfa girmekte zorlanan çocuklar, ebeveynlerde “Acaba hazır değil mi?”, “Bir şeyleri yanlış mı yaptım?” gibi sorulara neden olabiliyor. Okula başlamanın çocuk açısından yalnızca yeni bir eğitim ortamına girmek olmadığını belirten Yakın Doğu Üniversitesi Yeniboğaziçi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, “Çocuk; alıştığı düzenin dışına çıkar, yeni yetişkinlerle ilişki kurar, akranlarıyla bir arada bulunur, yeni kurallara uyum sağlamaya çalışır ve kendisini güvende hissettiği bakım verenden bir süreliğine ayrılır. Bu nedenle okula uyumu ‘Kaç günde ağlamayı bıraktı?’ sorusuyla değerlendirmemek gerekir. Asıl mesele, çocuğun yeni ortamda güven geliştirebilmesidir” dedi.

Erken yaşlarda çocukların yoğun duygularını her zaman sözcüklerle ifade edemediğini hatırlatan Uzm. Klin. Psk. Ünal, kaygının ağlamanın yanı sıra okula gitmek istememe, ebeveyne yapışma, öfke, uyku güçlükleri, karın ağrısı veya mide bulantısı gibi belirtilerle de ortaya çıkabileceğini söyledi. Uzm. Klin. Psk. Ünal, “Çocuğun ağlamasını ‘şımarıklık’, ‘inat’ ya da ‘fazla bağımlılık’ olarak etiketlemek yerine davranışın taşıdığı mesaja bakmalıyız. Çünkü çocukların davranışları çoğu zaman henüz kelimelere dökemedikleri duyguların dilidir” ifadelerini kullandı.

 ‘Korkma’ demek yerine duygusunu kabul edin!

Ebeveynlerin çocuklarının kaygısını ortadan kaldırmak amacıyla “Korkacak bir şey yok”, “Bak, herkes okula gidiyor” ya da “Artık büyüdün” gibi ifadeler kullanabildiğini söyleyen Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, bu yaklaşımın çocuğun yaşadığı duyguyu ortadan kaldırmayacağını belirtti. Daha destekleyici yaklaşımın çocuğun duygusunu kabul etmek olduğunu vurgulayan Uzm. Klin. Psk. Ünal, “Senden ayrılmak şu anda zor geliyor olabilir. Seni anlıyorum. Ama güvendesin ve ben seni almaya geleceğim’ demek çocuğa, duygusunun kabul edildiğini ve bu duyguyla baş edebileceğini hissettirir. Çünkü amaç çocuğun hiç kaygılanmaması değil; kaygı yaşadığında da işlevselliğini sürdürebilmeyi öğrenmesidir” dedi.

Uzayan vedalar belirsizliği artırabilir

Okula uyum sürecinde vedalaşma biçiminin de önemli olduğuna dikkat çeken Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, vedayı tekrar tekrar uzatmanın, sınıftan çıktıktan sonra yeniden geri dönmenin veya çocuğa fark ettirmeden uzaklaşmanın belirsizliği artırabileceğini söyledi.

Kısa, net ve tutarlı bir vedalaşma öneren Uzm. Klin. Psk. Ünal, “Çocuk ağlayabilir. Bu, ayrılığın yanlış olduğu anlamına gelmez. Ebeveynin görevi çocuğun bütün olumsuz duygularını ortadan kaldırmak değil; bu duyguların içinde ona güvenli bir şekilde eşlik etmektir” dedi.

Çocukların okula uyum sürecinde birbirleriyle karşılaştırılmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, bir çocuğun ilk gün arkadaşlarıyla oyun oynarken başka bir çocuğun yeni ortamını uzun süre gözlemlemeye ihtiyaç duyabileceğini söyledi.

“Çocukların mizaçları, gelişimsel özellikleri ve önceki deneyimleri birbirinden farklıdır” diyen Uzm. Klin. Psk. Ünal, “‘Arkadaşın hiç ağlamıyor’ ya da ‘Sen neden hala alışamadın?’ gibi karşılaştırmalar çocukta ‘Bende bir sorun var’ düşüncesini güçlendirebilir. Çocuğun başka bir çocuğun hızında uyum sağlaması gerekmez. Onun ihtiyacı, kendi hızında güven geliştirmektir” ifadelerini kullandı.

Ebeveynin kaygısı da sürecin bir parçası

Okula başlamanın ebeveyn açısından da bir ayrılık deneyimi olduğunu hatırlatan Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, çocukların ebeveynlerinin duygusal tepkilerini de gözlemlediğine dikkat çekti.

Ebeveynin kararlı ve sakin bir tutum sergilemesinin önemine değinen Uzm. Klin. Psk. Ünal, “Sakin olmak hiç üzülmemek anlamına gelmez. Ancak çocuğun ebeveyninin duygularını düzenlemek veya onu teselli etmek zorunda kalmaması gerekir. Çocuğun, ‘Annem üzülse bile bu ayrılığın üstesinden gelebiliyor’ mesajını alabilmesi önemlidir” dedi.

Ne zaman profesyonel destek alınmalı?

Her okul reddinin psikolojik bir problem olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirten Yakın Doğu Üniversitesi Yeniboğaziçi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, kaygının yoğunluğu, süresi ve çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

“Okula gitmeyi sürekli reddetme, yoğun ve tekrarlayan bedensel yakınmalar, belirgin uyku sorunları, aşırı korku, sosyal yaşamda geri çekilme veya uzun süre devam eden yoğun sıkıntı gözleniyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir” diyen Uzm. Klin. Psk. Ünal, okul reddinin altında ayrılık kaygısının yanı sıra sosyal kaygı, akran ilişkilerinde yaşanan güçlükler, zorbalık, öğrenme sorunları veya başka psikolojik etkenlerin de bulunabileceğini belirtti.