Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Özgür Altmışdörtoğlu, İçinde Bulunduğumuz Kanser Haftası Dolayısıyla, Kolorektal Kanserler, Belirtileri, Tarama, Tanı, Tanı Sonrası Uygulamalar, Kolorektal Kanser Gelişimindeki Risk Faktörleri ve Yaşam Şeklinin Risk Faktörleri ile İlişkisi Hakkında Bilgiler Paylaştı. Kolorektal Kanser Nedir ? Kolorektal Kanser Gelişimi İçin Risk Faktörleri Nedir ? %80 hastada sporadik denilen rastlantısal şekilde gelişmekte ve grupta aile öyküsü bulunmazken, %20 hastada heredite (kalıtsal) yani aile geçişli nedenlerle hastalık gelişmektedir. Hastalığın gelişiminde başlıca rol alan risk faktörleri şunlardır: Kolorektal Kanser Gelişim Riskini Azaltan Durumlar: Kolorektal Kanserin Belirtileri: Özellikle bayan hastalarda aynı anda ikinci bir kanser olarak meme, yumurtalık ve endometrium (rahim) kanseri ile karşılaşılabilir. Bunun sebebi bu kanserlerin de sebeplerinin ortak olmasıdır. Kolorektal Kanserin Tanısı: BT (Bilgisayarlı Tomografi) Kolonografi: Her hastada yapılan rutin bir işlem değildir. Sanal kolonoskopi olarak da bilinen yöntemdir. Özellikle tümörün bağırsakta tıkanma yapması sonucu kolonoskopinin yapılamadığı durumlarda, cerraha ameliyat öncesi yol göstericidir. Evreme amaçlı yapılan tomografiden farklı bir yaklaşımdır. Kolorektal Kanserlerde Tarama : Kolorektal Kanser Tanısı Konulduktan Sonra Neler Yapılır ? Kolorektal kanserlerin tedavisinde ana tedavi cerrahidir. Kemoterapi ya da radyoterapi gibi tedavi yaklaşımları adjuvan dediğimiz tamamlayıcı yaklaşımlardır. Radyoterapi lokal bir tedavi olup sadece uygulandığı alanda etki eder ve hastalığın aynı yerde tekrar etme olasılığını sıfıra yakın şekilde engeller. Kemoterapi ise sistemik bir tedavi olup dolaşıma karışmış ve başka yerleşmiş olan radyolojik tetkiklerde görülemeyen mikroskobik hastalığı yok etmek amaçlı uygulanır.
Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’ne açıklamalarda bulunan Dr. Özgür Altmışdörtoğlu şöyle konuştu: Kolon (kalınbağırsak) ve son bağırsak (rektum) kanserlerini içeren hastalık grubudur. Makat girişinden sonraki ilk 15 cm’lik kısım rektum (son bağırsak) ve daha ileri kısımlar için kolon (kalın bağırsak) tanımı kullanılır. Erkeklerde daha sık olmakla birlikte, Avrupa verilerine göre her 20 erkekten birinde ve her 35 kadından birinde hayatının bir döneminde bu kanser tipiyle karşılaşma riski vardır. Kolorektal kanserler gelişmiş ülkelerde ve şehirlerde yaşayanlarda daha sık görülmektedir. Hastalık genel olarak 50 yaş ve üzerinde sık olmakla birlikte 40 yaş altında oldukça nadirdir.
Bugün kolorektal kanserlerin nasıl geliştiği ile ilgili çok net verilerimiz olmasa da, bazı risk faktörlerinin bu kanser tipinin gelişimini hızlandırdığı ya da gelişme riski arttırdığını bilmekteyiz. Ancak hiçbir risk faktörü tek başına kanser gelişimine yol açmamaktadır. Bugünkü bilgilerimiz ve tüm kanserler için de geçerli olan, kanserin multifaktöriyel (çoklu faktörler) sebepler sonucunda geliştiğidir, yani tek bir nedenden ötürü kanser gelişmez.
Yaşam Şekli ile İlişkili Risk Faktörleri :
Erken evrede klinik belirtiler çok özgül olmayabilir, bu nedenle tarama programı önemlidir.
Öncelikli olarak tam bir fizik muayene yapılmaktadır.
Endoskopik inceleme (Kolonoskopi-Rektosigmoidoskopi): Asıl tanı yöntemi olup, ışıklı bir aletle bağırsak içine bakılması işlemidir. İşlem öncesi ağrı kesiciler ve hafif bir sedasyon (Merkezi sinir sisteminin orta dereceli bir baskılanması olup hastanın uyanık, rahat ve sakin bulunması durumu) ile işlem hasta açısından konforlu hale getirilir, bu nedenle işlem esnasında ağrı ve gerginlik hali görülmez, anestezideki gibi tam bir bilinç kaybı olmadığından işlem sonrası kısa sürede hastaneden taburcu olunur. Endoskopi ile çıplak gözle tüm lezyonlar görülebilir ve polip varsa çıkartılabilir, kanser ya da kanser şüphesi olan kitlelerden biyopsi alınır.
Radyolojik İncelemeler:
Çift Kontraslı Kolon Grafisi: Baryum ve hava ile bağırsaklar doldurularak yapılan tetkiktir. Özellikle kolonoskopinin gelişmesi ve yaygınlaşması nedeniyle tarihsel bir önem taşımakta olan eski bir yöntemdir.
Laboratuvar:
Kolorektal tümörler prostat, meme ve serviks (rahim ağzı) kanserinde olduğu gibi tarama ile hastalık ilerlemeden erken evrede tespit edilen bir tümör tipidir. En sık 50 yaşından sonra görülürler, bu nedenle tarama 50 yaşında başlar ve 1-2 yıllık aralıklarla ortalama 74-75 yaşa kadar sürdürülmelidir.
Öncelikle hastalığın hangi evrede olduğu belirlenir. Bu amaçla ultrason (USG), tüm vücut tomografisi (BT), Magnetik rezonans (MRI) ve pozitron emisyon tomografisi ( PET-BT) gibi yöntemler kullanılır. Evrelemedeki amaç, benzer evrelerdeki etkin tedavi yöntemlerinin daha önceden belirli olması ve tedavinin buna göre uygulanması amacıyla yapılır. Böylece aşırı tedavi uygulamaları ya da eksik tedavi uygulamaları önlenmiş olur.
Özellikle rektumda yerleşmiş, ameliyatla tam çıkarılamayacak büyüklükte ya da ameliyat öncesi tetkiklerde lenf nodlarına yayılım gösteren kanserlerde ya da anüse yakın tümörlerde, neoadjuvan tedavi denilen ameliyat öncesi radyoterapi ve kemoterapi uygulamaları ile tümörün küçülmesi, makatın korunması amacıyla yapılabilir.
Diğer kanser tiplerinden farklı olarak karaciğere sirayet etmiş tek ya da birbirine yakın metastazlarda ameliyat içinde ayrıca karaciğerdeki yayılım-metastaz odakları da ameliyatla çıkartılır.
Son Söz:Haberin Videosu
Kolorektal Kanserler