Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, Kış Aylarının Gelişi ve Havanın Soğumasıyla Kişilerdeki Mevcut Deri Hastalıklarında Artış Yaşanmasının Yanında, Soğuk Havanın En Önemli Etkilerinden Biri Olan Terleme ve Deride Buharlaşma Azalmasının Neden Olduğu Cilt Kuruluğuna Bağlı Olarak, Deride Pul Pul Dökülme gibi Şikayetlerin Gözlenebileceğini Belirtti.  Sağlıklı Bir Cilt için Önerilerde de Bulunan Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz Açıklamalarında, Cilt Tipine ve Kullanıldığını Alana Uygun Nemlendirici Ürün Tercihinden, Beslenme Önerilerine Kadar Birçok Konuya Değindi.

Kış aylarında özellikle deri kuruluğunun arttığını ve başta atopik (allerjiye yatkın) kişiler olmak üzere hemen herkeste dıştan görülebilecek şekilde deride kuruluk ve çatlakların oluştuğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, soğuk hava, rüzgâr, ani ısı farklılıkları, su ve temizleyici ürün temaslarının oluşmasıyla, özellikle yüz ve el alanlarının hasara uğradığını kaydetti.

Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz;  “Yüz, El, Ayak ve Vücut için Kullanılacak Nemlendiriciler Farklı Özellikler Taşıması Gerektiğinden, Her Bölge için Ayrı Ürünler Tercih Edilmelidir.”
Atopik dermatit olarak tanımlanan allerjik zemindeki ekzema hastalarının şikayetlerinin, kışın artış gösterdiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, ayrıca kontakt dermatit olarak tanımlanan temas ilişkili ekzema görülme riskinin de kış aylarında arttığını belirtti.

Özellikle bu deri hastalıklarına sahip kişilerin nemlendirici kullanımına daha fazla özen göstermeleri gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, dermatolog tarafından önerilen bir nemlendirici ürünün, düzenli olarak,  günde en az bir kez ve emilimin daha iyi olması nedeni ile özellikle banyo sonrası kullanılması gerektiğini söyledi.

İyi bir nemlendirici ürünün kişinin cilt yapısına uygun olması, cilt üzerinde yağlı ve yapışkan bir his bırakmaması, kolay emilmesi, renksiz ve kokusuz olması gerektiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz şöyle devam etti;  “Yüz, el, ayak ve vücut için kullanılacak nemlendirici ürünlerin farklı özellikler taşıması gerekmektedir.  Bu nedenle her bölge için ayrı ürünler tercih edilmelidir.  Nemlendirici ürünler su veya yağ bazlı olmalı, kullanılacak alana ve derideki rahatsızlığın türüne göre krem, losyon, merhem veya yağ niteliğinde olabileceği bilinmelidir.”

Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz;  “Sıcak Su ile Yapılan Banyo Deri Kuruluğunda Önemli Bir Etmendir. Bu Nedenle Cilt Sağlığınız için Banyoda Ilık Suyu Tercih Edin.”
Deri kuruluğuna ve korunmaya karşı, banyo suyunun ılık olmasının önemli olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, sıcak su ile yapılan banyo sırasında hem saçlı deri hem de vücuttaki kuruluğun arttığını, deride kepeklenme ve kuruluğa bağlı kaşıntıların oluştuğunu belirtti.  Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz şöyle devam etti: “Duş sırasında deriyi kurutmayan özellikteki bir yıkama ürünü tercih edilmeli, yumuşak bir sünger kullanılmalıdır.  Banyo sonrası yumuşak dokulu bir havlu ile kurulandıktan sonra, nemlendirici ürün kullanılıp kıyafetler giyilmelidir.  Temizleyici ürün seçimi de hem mevsimsel hem de derinin ihtiyacına göre değişiklik gösterebilmektedir.  Yaz aylarında jel formunda kurutucu özelliği ön planda olan bir ürün kullanmak gerekebilirken, kış aylarında köpük veya kremsi yapıdaki bir ürünü tercih etmek gerekebilir.  Ayrıca kişinin dermatolojik rahatsızlığı da kullanılacak temizleyici ürünün seçiminde ayrıma neden olur.  Akneli bir kişi ile ekzeması olan bir kişinin veya cilt lekesi olan biri ile gözenekli cilt yapısına sahip bir kişinin kullanması gereken temizlik ürünü çok farklıdır.”

Yrd. Doç.  Dr. Didem Mullaaziz: “Dengeli Beslenme, Yeterli Su Tüketimi ve Sporun Yanında Stres, Sigara ve Alkolden Uzak Yaşam Tarzı, Cilt Sağlığının Korunmasında Önem Taşıyan Fakötrler.”
Derimize dıştan gösterdiğimiz özeni içten de göstermenin önemini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, en temel olan günlük su tüketimine, zamanında üretilen sebze ve meyveler ile beslenmeye, bunlara ek olarak cilt dostu olarak da bilinen omega 3 yağ asitlerinden zengin balık, ceviz, keten tohumu, avokado gibi gıdaların uygun miktarlarda ve sık sık tüketilmesine dikkat çekti.  Dengeli beslenmede, vitamin ve protein kullanımının önemine de değinen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, dengeli ve düzenli beslenmenin yanında spor, dengeli ve düzenli uyku, stres, sigara ve alkolden uzak yaşamın, cilt sağlığı için önem taşıyan faktörler olduğunu kaydetti.

Cilt sağlığının korunmasında önemli bir faktör olan güneş koruyucu ürün kullanımına da değinen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, özellikle yaz aylarında önemsenen güneş koruyucu ürün kullanımının, kış mevsiminde güneş maruziyeti durumunda da ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yrd. Doç. Dr.Didem Mullaaziz;  “Fazla Ürün Yerine, Cilt Tipine Uygun Ürün ve Tedavi”
Kış aylarında en çok sorun yaşanan cilt tipinin kuru ciltler olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, fazla ürün değil cilt tipine uygun az sayıda ürün kullanımını önerirken, cilt tipleri ile ilgili şunları söyledi:  “Kış ayları özellikle bazı deri hastalıklarının tedavisi için en uygun zamandır.  Başta akne ve cilt lekelerinin tedavisi olmak üzere birçok dermokozmetik uygulama bu dönemde daha güvenli ve etkili bir şekilde yapılabilmektedir.  Akne tedavisinde kullanılan soyucu nitelikteki gece ürünleri kış aylarında istenen konsantrasyonda kullanılabilirken, akne skarlarının tedavisine yönelik olarak da birçok uygulama bu dönemde güvenle yapılabilmektedir.  Güneş ile tetiklenen veya hormonal faktörlerin etkisi ile gelişen cilt lekelerinin tedavileri, hem renk açıcı ürünlerin kullanımı, hem kimyasal peeling işlemleri hem de diğer leke tedavi yöntemlerinin daha rahat uygulanabilmesi açısından kış dönemi tam bir tedavi dönemidir.”

Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz;  “Doğuştan, Yaşa veya Dış Etkenlere Bağlı Olduğuna Bakılmaksızın, Her Tür Lekenin Tedavisi için Kış Ayları En İdeal Dönemdir.”
Kimyasal peeling tedavilerinin bazen varolan bir rahatsızlığın tedavisinde kullanıldığını, bazen de sadece antiaging amaçlı olarak tercih edildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, akne hastalarında gözeneklerin daraltılması, yağ dengesinin sağlanması, sivilcelerin tedavisi veya bazen akneye sekonder gelişen iz ve lekelerin tedavisi amaçlı kullanılabildiğini söyleyerek şöyle devam etti;  “Leke tedavisinde ise hem leke açıcı özelliği hem de evde kullanılan tedavi edici ürünlerin etkinliğini artırması nedeni ile tercih edilir.  Aslında kimyasal peeling yöntemleri, hiçbir dermatolojik problemi olmayan kişilerde de derideki matlığın giderilmesi, ölü dokunun arındırılması, ince çizgilerin belirginliğinin azaltılması ve cildin nem dengesinin sağlanması amacı ile hemen her kişinin yılda en az 1 veya 2 seans yaptırması gereken bir işlemdir.”