Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Burcu Özbakır, İnsanların Artık İstedikleri Zaman ve İstedikleri Kadar Çocuk Sahibi Olabilmelerine Olanak Sağlayan Doğum Kontrol Yöntemlerinin Günümüzde Gelişme Gösterdiğini, Bir Yıl Boyunca Korunmadan, Düzenli Cinsel Birliktelikte Bulunan Her 100 Çiftten 85’inin Gebe Kaldığını, Bu Nedenle Çocuk Sahibi Olmayı Düşünmeyen Bireylerin ve Çiftlerin Gebeliği Önlemek Amacıyla Bir Uzman Kontrolünde, Kendileri için En Uygun Yöntemi Seçmesi Gerektiğini İfade Etti.

Doğum Kontrol Yöntemleri Doktora Danışılarak Uygulanmalı
Ülkemizde doğum kontrolü ile ilgili bilinçli olduğu düşünülen bir kitle olduğu düşünülse de yapılan araştırmalarda Türk hastaların sadece %40’ının doğum kontrolü ile ilgili bilgiyi doktordan aldığına dair sonuçlara ulaşıldığını söyleyen Uzm. Dr. Burcu Özbakır, hastaların %35’inin bu bilgileri yakın arkadaşından öğrenirken, %24’ünün annesi veya partnerinden, %17’sinin ise iletişim araçları yoluyla öğrendiğini belirtti. Bu tür kaynaklardan alınan bilgi kalitesinin düşük olduğunu, hatalı seçilmiş metodlar veya hastanın metodu kullanamaması durumunun istenmeyen gebelikler ile sonuçlanabileceğini belirten Uzm. Dr. Burcu Özbakır, doğru metodun seçilmesinin ancak hastanın doktor desteğini alarak olabileceğini söyleyerek şöyle devam etti: “Doğum kontrol yöntemleri kadın ve erkek için olanlar ile kalıcı ve geçici olanlar olarak dört ayrı gruba ayrılabilir. Kalıcı yöntemler çocuk sahibi olma isteği tamamlanmış çiftler için en uygun seçenekler iken, geçici yöntemler istediği zaman çocuk sahibi olmayı planlayan çiftler için uygundur. Erkeğe ait korunma yöntemleri kadına ait yöntemlerden daha basit ve kullanışlı olmasına rağmen gebe kalanın kadın olması ve tüm riski üzerinde taşıyor olması sebebi ile doğum kontrolü için hala erkeklerden çok kadınlar başvurmaktadır.”

Uzm. Dr. Burcu Özbakır: “Doğum Kontrol Haplarının Gebelik Önlemedeki Başarısı Teoride %99’lara Çıkarken, Pratik Uygulama Hataları Sebebi ile Bu Oran %92’ye Kadar Düşmektedir.”
Kadınların, çocuk sahibi olmayı planlamadıkları dönemde, doğum kontrol yöntemleri kullanımının ilk cinsel birliktelikle başlayıp, hiç adet görmediği menapoz dönemine kadar devam etmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Burcu Özbakır, erkeklerin ise cinsel birliktelik devam ettiği sürece kontrolü devam ettirmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi; “ Doğum kontrol hapları geçici korunma yöntemleri arasında en popüler seçenek olup, bu tarz ilaçlara başlamadan önce hem uygunluğun değerlendirilmesi hem de doğru kullanım için doktor kontrolünden geçilmesi, sonrasında da en azından yıllık düzenli kontroller yapılması gerektirmektedir. Doğum kontrol haplarının gebelik önlemedeki başarısı teorikte %99 olup, pratik uygulama hataları sebebi ile %92’ye kadar düşmektedir.”

Korunma Yöntemlerinden “Spiral”in Başarı Oranı %99
Kadınlar için bir diğer popüler korunma yönteminin doktor kontrolünde uygulanması gereken, bakırlı rahim içi araç olan spiral olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Burcu Özbakır, spiral takıldıktan sonra da düzenli kontrollerin devam etmesi gerektiğini ve doğru seçilmiş hastalarda sprial yönteminin %99 başarı gösterdiğini belirtti. Hormonlu spiral kullanımının, kanama bozukluğu olan hastalar için de tercih edilen bir metod olduğunu, aynı zamanda doğum kontrolü isteyen hastalar için de önerildiğini belirten Uzm. Dr. Burcu Özbakır şöyle devam etti: “Yani, ek bir sıkıntısı olmayan bir hastada tercih edilecek öncelikli spiral, bakırlı spiral olmalıdır. Kadın hastaların kullandığı bir diğer yöntem aylık ya da üç aylık iğneler ile cilt altına yerleştirilen implantlardır. Bu yöntemler doğum kontrol haplarındaki unutma faktörünü ortadan kaldırmaktadır. Ancak adet düzensizlikleri veya değişikliklerine neden olabileceği hasta ile önceden konuşulmalıdır. Kadınlarda diyafram, kadın kondomu ve spermisid uygulamaları, uygulama ve temin etmedeki zorluklar ve toplumda popülarite kazanacak başarısı olmaması sebebi ile pek tercih edilmemektedir. Kadınların herhangi bir yöntemle korunmadığı ve ilişki sonrasında kullandıkları “ertesi gün hapı” düzenli bir doğum kontrolü yöntemi olmayıp, gebeliği önlemedeki başarısı ancak normal riski azaltma yönündedir. Üstelik adet düzenini de bozarak etki etmektedir. Bu nedenle düzenli korunma amacı ile kullanımı önerilmemektedir. Bu seçenek sadece acil durumlar için saklanmalıdır.”

Uzm. Dr. Burcu Özbakır: “Takvim Yöntemi Tek Başına Doğum Kontrol Yöntemi Olarak Düşünülmemelidir”
Kadınlar arasında kullanılan adet döngüsüne göre gün sayılan takvim yönteminin, gerçek bir doğum kontrol yöntemi olmadığını ve gebeliği önlemedeki başarısının da düşük olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Burcu Özbakır, takvim yönteminin bu nedenle tek başına bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılmaması gerektiğini belirtti. Kadınlar için kalıcı olan tek korunma yönteminin tüplerin bağlanması olduğunu ve bu yöntemin gerek sezaryen ameliyatı sırasında, gerekse laparoskopik yöntemle çok kolay bir şekilde gerçekleştirilebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Burcu Özbakır şöyle devam etti: “Tüplerin bağlanması sonrasında hastayı gebelikten koruma etkisi çok ender durumlar dışında pratikte %100 kabul edilmektedir. Tüplerin bağlanması halk arasında hatalı bilindiğinin aksine cinsel birliktelikte ve adet düzeninde hiç bir değişikliğe neden olmaz, menapoz ile de bir bağlantısı bulunmaz.”

Uzm. Dr. Burcu Özbakır: “Doğum Kontrolü ile İlgili Çalışmalar ve Rutin Hasta Bilgilendirmeleri Gelişmiş Tüm Ülkelerin Sağlık Sisteminde Yer Almaktadır.”
Bu kadar kişisel görünen doğum kontrol konusunun aslında nüfus artış oranı ile birlikte milli ekonominin de belirleyicilerinden olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Burcu Özbakır, doğum kontrolü ile ilgili gerekli çalışmaların ve hasta bilgilendirmelerinin rutin yapılması gerektiğini belirtti. Doğum kontrolünün gelişmiş tüm ülkelerin sağlık sisteminde yer aldığını ifade eden Uzm. Dr. Burcu Özbakır sözlerine şunları ekledi: “Doğum kontrolü ile ilgili gerekli çalışmalar ve hasta bilgilendirmelerinin rutin yapılması, gelişmiş tüm ülkelerin sağlık sisteminde yer almaktadır ve ülkemizde de bu eğitimin hem cinsel sağlık eğitimi dersi altında okullarda verilmesi, hem de yetişkinlere sağlanabilecek doğum kontrol poliklinikleri veya eğitim seminerleri ile aktarılması; istenmeyen gebeliklerin önüne geçmede, gereksiz yere hem bireylerin, hem ailelerin, hem de toplumun zarar görmemesi için en büyük başarıyı sağlayabilir.”